Milli voleybolcu Eda Erdem, kariyerini İletişim Başkanlığının "Ayın Tarihi" dergisine değerlendirdi
A Milli Kadın Voleybol Takımı Kaptanı Eda Erdem, milli formanın kendisi için çok özel olduğunu ve milyonlarca insanın ortak duygusunu bu sayede sahaya…
Milli voleybolcu Eda Erdem, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının aylık dergisi Ayın Tarihi'nin Eylül 2026 sayısında yayımlanan röportajında voleybola başladığı günlerden bugüne uzanan kariyerini anlattı. Milli formayı ilk kez 2005 yılında giydiğini hatırlatan Eda, Türkiye'yi temsil etmenin ve milyonlarca insanın ortak duygusunu sahaya taşımanın kendisi için büyük anlam taşıdığını söyledi.
Deneyimli oyuncu, voleybolun kendisine sabretmeyi, mücadele etmeyi ve kazanırken de kaybederken de ayakta kalmayı öğrettiğini belirtti. Kendisini en iyi anlatan kelimeleri 'çalışkanlık, samimiyet, mücadele ve istikrar' olarak sıralayan Eda, 'Voleybol benim için oksijen gibi, hayatımın doğal ve vazgeçilmez bir parçı' dedi.
Milli formayı her giydiğinde aynı gurur ve sorumluluğu hissettiğini vurgulayan Eda Erdem, '21 yıldır milli takım formasını her giydiğimde aynı gururu ve sorumluluğu hissediyorum. Türkiye'yi temsil etmek, milyonlarca insanın ortak duygusunu sahaya taşımak benim için çok kıymetli' ifadelerini kullandı. Bireysel ödüllerini hiçbir zaman yalnızca kendisine ait başarılar olarak görmediğini dile getiren Eda, voleybolun bir takım oyunu olduğuna dikkati çekerek 'En değerli olan, takım başarısına katkı sağlarken kendi performansımı da yıllar boyunca üst seviyede tutabilmek' değerlendirmesinde bulundu.
Uzun yıllardır milli takımda mücadele etmesine rağmen sahaya ilk günkü heyecanla çıkabilmenin kendisi için çok kıymetli olduğunu belirten Eda, Avrupa Şampiyonası boyunca takım olarak birlikteliklerini koruduklarını aktardı. Zorlandıkları anlarda birbirlerine inanmayı ve kenetlenmeyi bırakmadıklarını söyleyen Eda, finalin ardından tribünlere baktığı, takım arkadaşlarıyla duygu yoğunluğu yaşadığı ve kupayı Türkiye'de kaldırdıkları anı hayatı boyunca unutmayacağını ifade etti. Eda, o anları şöyle anlattı: 'Bir yanda başarmanın verdiği büyük bir gurur, diğer yanda verdiğimiz emeğin ve yaptığımız fedakarlıkların karşılığını almış olmanın huzuru var. İstiklal Marşımızı hep birlikte söylediğimiz o anı tarif etmek ise çok zor. O başarının benim için, takımımız için ve ülkemiz için taşıdığı anlamı çok daha yoğun hissediyorum. Kaç kez yaşarsam yaşayayım, alışabileceğim bir his değil.'
Türk voleybolunun son yıllarda ulaştığı seviyeye de değinen Eda Erdem, kariyerinin ilk dönemleriyle bugünkü ilgi arasında büyük fark bulunduğunu belirtti. Milli takımın dünyanın en üst seviyesinde mücadele ettiğini, Türk kulüplerinin Avrupa ve dünyada önemli başarılara imza attığını ve salonların dolduğunu aktaran Eda, 'Çocukların voleybolcuları isimleriyle tanıması, salonların dolması ve bir maçı izleyen çocuğun Ben de voleybolcu olmak istiyorum demesi, gelişimimizin ve başarımızın önemli bir parçı' dedi.
Başarının yalnızca kazanılan kupalarla ölçülmemesi gerektiğini vurgulayan Eda, Türkiye'nin büyük bir sporcu potansiyeline sahip olduğunu belirterek 'Altyapıya, eğitime ve çalışma ortamlarına yapılan yatırımların sürdürülmesi, başarıların kalıcı hale gelmesi açısından çok önemli. Federasyonun çalışmaları ve kulüplerin özverili katkılarıyla Türk voleybolunun önümüzdeki yıllarda da dünyanın en güçlü voleybol ekollerinden biri olmaya devam edeceğine inanıyorum' değerlendirmesinde bulundu.
Kendisini örnek alan çocuklara ve gençlere de seslenen Eda Erdem, kendi hikayesinin gençlere cesaret vermesinin kendisi için büyük anlam taşıdığını dile getirdi. Özellikle kız çocuklarının kendisini izleyerek hayallerinin peşinden gitme konusunda cesaret bulmasının mutluluk verici olduğunu belirten Eda, 'Kız çocukları beni izleyip Ben de yapabilirim diyebiliyorsa bu beni çok mutlu ediyor. Ben de kariyerim boyunca çalışarak, hata yaparak, yeniden deneyerek ve yeni hedefler koyarak bugünlere geldim. Önemli olan, kendi yolunuzu bulmak ve hayallerinizin peşinden gitmek' ifadelerini kullandı.
